|
ABDULLAH ÖCALAN
GERÇEĞİ
4.ABDULLAH
ÖCALAN VE DİN
Terörist
Abdullah Öcalan’ın en az konuştuğu konuların başında din
kavramı gelmektedir. Ancak, az da olsa din hakkında kullandığı
sözler onun dinsiz ve İslamiyet karşıtı olduğunu
göstermektedir.
Örneğin,
kendisiyle bir röportaj yapan Rafet Ballı ile arasındaki
diyalog şöyledir:
Rafet ballı:
size şu
münasebetsiz soruyu sorayım. Tanrıya inanıyor musunuz?
Abdullah Öcalan:
Bu
konudaki cevabım şu. Bu soruyu soruş tarzınızı çok çarpık
görüyorum. Sorulmaması gereken bir soru olarak
değerlendiriyorum. Benim manevi dünyam...evren üzerinde
düşünürüm. Einstein’in izafiyet kuramını fark ettiğimi
söyleyebilirim. Hücre düzeni, yine astronomi düzeninedir, onlarla
da ilgiliyim. Zaman zaman düşünürüm. Bol bol yıldızlara
bakarım.
Rafet
ballı: Yıldızlarla
aranızda bir engel yok da...
Abdullah Öcalan:
Doğanın oluşumuna
ilgi duyuyorum. Bunun yanında mataryalizmi çok iyi anlamaya
çalışırım. İnsanın üzerinde çok durduğumu bilirsiniz. Bütün
bunlarda tanrı’nın yeri nedir? Her halde bu soruya en gerçekçi
cevaplardan birine ulaşmışız. Ulaşmasaydık bu duruma
gelmezdik.
Terörist Öcalan, bir başka konuşmasında da:
“
“Benim de bazı saplantılarım oldu. Tanrı saplantısından
tutalım, başka saplantılara kadar, bir çok saplantı... Bak
doğru, bazı arkadaşlar tutkulardan, saplantılardan
bahsediyorlar. Benimkini anlatsam dehşete
kapılırsınız...
Tanrıyı
aşabilir miyim, aşamaz mıyım? Benim bir özelliğim de süreçleri
zayıf yaşamam. Bu tanrıdan kopuş, aslında nedir? Tanrıdan,
ideolojiden kopulmalıdır.”
“Ben Allah’ımla yıllarca uğraşmış adamım. Allah’ımla
delicesine pençeleştim.”
Kaynak: “Parti önderliğinin kasım-1991 çözümlemeleri”
isimli PKK yayını.
“İslamiyet
bir emperyalist ideoloji olarak başladı.”
Kaynak
: “21.12.1992 tarihli Lazkiye konuşmalarından”
Terörist, bir
konuşmasında da kendisini Hz. Muhammed ile kıyaslar ve şunları
söyler:
“Dünyada
hiç kimse benim kadar göndermedi, uğraşmadı. Ne Lenin ne Marx
ne Hz. Muhammed ne Ho Şi Minh ne de Humeyni vazife namustur.
Ben vazifemi yaptım. Namuslu bir insan da yapmalı. Lenin “Bana
150 militan verin Rusya’nın altını üstüne getireyim” diyordu.
Ben size 5 bin militan verdim ne oldu? Ayağınızın üstünde
duramıyorsunuz, bahane buluyorsun. Bu namussuzluktur. Böyle
olmaz böyle yürümez. Bütün kanunlarda talimatlarımız var.
Büyük yoldaşlık ruhu ile hareket edin, düşmanın oyunlarına
gelmeyin. Yoldaşlık ilişkileri ile oynayanları anında
halledin. Devrimin büyük rolü ülkedekilere düşer.”
Terörist
Öcalan, 13 Eylül 1998 günü Şam'da 60-65 kadar teröriste
hitaben yaptığı konuşmasında, dini kökenli aile yapısının
kadın özgürlüğünü kısıtladığını, kadınların din yüzünden
hareket edemez duruma geldiğini, halkın emperyalist yapısı
olan İslam'ı terk ettiği gün mücadelelerinin daha da
güçleneceğini belirtir. Öcalan, sosyalist ahlakın topluma
egemen olmasını istediği konuşmasına şunları da söyler:
"Kızlarımız, kadınlarımız, annelerimiz çocukça ve
ahmakça hareket ediyor. Onlar, Kürdistan’ın çağdışı toplum
etkilerini taşıyor. Düşmanın toplumumuza empoze etmiş olduğu
karanlık toplumsal özellikleri değer yargısı olarak anlıyor.
Kadınlarımız, açıkça söylüyorum dinin etkisinde kalarak
pasifleşmiştir. Bu nedenle de kadın militanlarımız gittikçe
azalmaktadır. Sadece kızlarımızı değil erkeklerimizi de
engellemek istemektedirler. Pkk'ya katılırsan hakkımı helal
etmem demektedir. Ne hakkı var, aptal kadın. Bırak oğlunu
bırak kızını gelsin. Kadınlarımız, analarımız Kürdistan
davasına ihanet etmiştir.
Bizim din ile ilişkimiz yok. Halkımız tanrıdan,
ideolojiden kopmalıdır. Ben çok uğraştım sonunda tanrıdan
koptum. Tanrıyı aştım. Böylece Abdullah Öcalan olabildim.
İslam kadınımıza bir şey vermemiştir. Bunun yerine sosyalist
ahlakı koyacağız."
|