ABDULLAH ÖCALAN GERÇEĞİ

7. ABDULLAH ÖCALAN'A DAİR İKİ ÖRNEK

            31 Mayıs'ta başlayan yargılamasında korkusu nedeniyle devlet yanlısı görünen, hayatta kalmak için adeta defalarca ricada bulunan, Atatürkçü olduğunu söyleyen ve şehît ailelerinden özür dileyen Abdullah Öcalan'ın daha önce Suriye yetkilileriyle yaşadığı îki olayda korkak yapısını ortaya koyduğu görülmektedir.

            Bu konuda, ilk olay, 1998 yılının başında Abdullah Öcalan'ın, Surîye'de bulunduğu sırada bu ülkenin yetkililerine haber vermeden ırak devlet başkanı Saddam Hüseyin île temasa geçmesine dayanmaktadır. Bu durumu tespît eden Suriye askeri istihbarat teşkilatı başkanı Korgeneral Ali İsa Duma, Abdullah Öcalan, île o sırada  tesadüfen yanında bulunan murat karayılan ve bir bayan teröristi derhal tutukluyor. Korg. Ali İsa Duma, Abdullah Öcalan'a sert bir tokat atarak, böyle bir davranışta bulunmasının çok yanlış olduğunu söyleyerek üzerine yürüyor. Bu tehdit ve tokat üzerine Abdullah Öcalan, dizleri üzerînde ilerleyerek korgeneralin elini öpmek için harekete geçiyor, kendisinin yanlış yönlendirîldiğini, bir daha kesinlikle bu şekilde bir hata yapmayacağını, affedilmesini söylüyor. Korgeneral Ali İsa Duma, sert bir ikazla, bir daha Suriye'nin haberî ve izni olmadan benzer hareketler içine girmesi durumunda sert şekîlde cezalandırılacağını belirtiyor. Bu olayın, Şam'da birçok elçilik görevlisi tarafından çok iyi bilindiği ifade edilmektedir.

            Bir başka olay ise şöyle: Türkiye, 1998 ekim ayında Suriye'yi, Abdullah Öcalan konusunda sıkıştırmaya başlayınca kendisi muhaberat yetkilileri tarafından çağrılarak, koşulların kendileri için ağırlaştığını, Suriye'yi terk etmek zorunda olduğunu, yapılacak en iyi şeyin Pkk saflarına katılmak olduğu, bir başka ülkede Suriye - Pkk ilişkisini ayrıntılarıyla deşifre edebileceğinden endişe ederek belirtirler. Öcalan ise, kendisinin, dağa çıkmasının mümkün olmadığını, böyle bir yaşam tarzından uzak olduğunu, Pkk'yı siyasallaştırmak amacıyla bir Avrupa ülkesine geçmesinin en iyi çare olduğunu belirtir. Açıkça, Abdullah Öcalan, dağa çıkmaya cesaret edememiştir.


Anasayfa

 

Öcalan Gerçeği