|
ABDULLAH ÖCALAN
GERÇEĞİ
3.OSMAN
ÖCALAN’IN İFADESİYLE ABDULLAH ÖCALAN
Terörist
Abdullah Öcalan’ın yakalanması bu kişinin kardeşi dahil pek
çok PKK’lı tarafından sevilmediğini göstermektedir. Terörist
Öcalan’ın yakalanması sonrasında çok sayıda PKK’lının bu
kişinin aleyhinde konuşmaya başladığı ve bunların başında da
Osman Öcalan’ın geldiği görülmektedir.
Terörist
Osman Öcalan, İmralı'da tutuklu bulunan Abdullah Öcalan
hakkında ağır ithamlarda bulunmuştur.
Terör
örgütü PKK'nın Hakurk'da bulunan sözde merkezinde 20 Mayıs
2001 günü bir konuşma yapan sözde başkanlık konseyi
üyelerinden Osman Öcalan, Abdullah Öcalan hakkında
suçlamalarda bulunmuştur.
Terörist
Osman Öcalan, konuşmasında;
* Örgütün maddi sıkıntı çektiğini, ağabeyine haber
göndererek Suriye'de
Bulunan
servetinden bir kısmını örgüt için harcanmasına izin vermesini
istediğini, ancak, onun buna kesin olarak itiraz ettiğini,
ağabeyi üzerine bankada bulunan paranın gerçekte partinin
parası olduğunu, ancak, ağabeyinin bu şekilde davranarak
partiyi düşünmediğini ortaya koyduğunu, ağabeyinin
yakalandıktan sonra çok değiştiğini ve kendisini ziyaret eden
akrabalarına göre duygusallaştığını ve çocuklaştığını
öğrendiğini,
* "Başkanlık konseyi" uygulamasının ağabeyinin fikri
olduğunu, ancak, bu şekilde PKK'nın yönetilmesinin mümkün
olmadığının anlaşıldığını, ayrı düşüncede olan ve
birbirleriyle çok uzaklarda bulunan başkanlık konseyi
üyelerinin partiyi yönlendiremediğini, örgüte tek bir lider
hakimiyetinin gerekli olduğunu, bunun ise, TC'nin elinde
bulunan ağabeyinin olamayacağını,
* Ağabeyinin, 1999 Eylül ayında barış ve geri çekilme
talimatından sonra, son altı ayda örgütü yönlendirecek,
sıkıntılarından kurtarabilecek bir tek talimat vermediğini,
onun ise bunun farkında olmadığını, ağabeyinin, parti
başkanlığını devam ettirerek örgüte zarar verdiğini, ancak, bu
şekilde idam edilmekten kurtulduğunu, PKK'nın yeni bir çizgiye
ihtiyacının olduğunu, en geç bir yıl içinde olağanüstü
kongreye giderek PKK'ya yeni bir başkan seçeceklerini,
* Abdullah Öcalan'ın kardeşi olmaktan dolayı parti
içinde istediği konuma gelemediğini, partiye hakim olması
durumunda ikinci - üçüncü seslere izin vermeyeceğini, partiyi
içinde bulunduğu olumsuzluklardan kurtarabileceği iddialarında
bulunmuştur.
Osman Öcalan, PKK sözde ana karargahının bulunduğu
Irak'ın kuzeyindeki Hakurk'da yaptığı bir
değerlendirmede de;
"Apo, parti ile halk arasındaki kopukluğu gider, diye
haber gönderiyor. Kendisi zamanında kopuk değil miydi? Bize
yıllarca emir vererek bizden olmayan çoluk - çocuğu, kadınları
öldürttü, halk için önemli olan dine ters düşmemize neden
oldu, köylünün evini başına yıktırdı, devlet kuracağız dedi,
şimdi de devletten vazgeçtik diyor. Halk nasıl bizim yanımızda
olur?
Çekilin ama silah bırakmayın diyor, halk da "Devlet
kurmayacaksanız hala neden silahlısınız" diye sorduğunda cevap
veremiyoruz. Gündeme girmek için demokratik eylemler istiyor.
Nasıl olacak? Kendi de gördü. İdama mahkum edildiğinde kim
sokağa çıktı? Şimdi nasıl olacak da halkı sokağa çıkaracağız.
Ağabeyim belki hatırlayacaktır, 1994 yılında o zaman
yaşadığı Şam Cebel Sokakta beraberdik. Ben kendisine "Böyle
giderse silahlı mücadeleyi kaybedeceğiz. Yeni strateji
izlememiz gerekiyor" dediğimde bana sinirlendi ve yanında
bulunan kızı kendisine çekerek, silahlı mücadeleyi kazanıp
devlet de kuracağız, bunu da bu kıza sahip olduğum kadar kolay
gerçekleştireceğim" demişti. Ben de emrindeki kıza sahip
olmakla devlet kurmak arasındaki ilgiyi anlamadım dediğimde,
"Senin o kadar aklın olsaydı benim yerimde olurdun" cevabını
verdi. O şimdi düşmanın elinde. Ben ise buradayım. Şimdi kimin
daha akıllı olduğu anlaşılıyor” demiştir.
Osman
Öcalan, "Partiyi yıpratmadan, yavaş yavaş bu insanın elinden
kurtarıp her alanda etkili bir mücadele etmek gerekiyor"
şeklinde konuşmuştur.
Osman Öcalan, PKK sözde karargahının bulunduğu Irak'ın
kuzeyindeki Hakurk'da 4 Haziran 2001 günü yaptığı bir başka
konuşmada da ilginç açıklamalarda bulunmuştur. Öcalan
konuşmasında,
* Ağabeyim, bize 1 yıldan fazla bir süredir hep
çelişkili talimatlar gönderdi. Bu da bize zarar verdi.
Savaşçıların çokça hayatını kaybettiği dönemde bile bu kadar
çok örgütü terk etme olayıyla karşılaşmadık. Savaşçı, ne
yaptığımızı, ne yapacağımızı anlamıyor. Bize güveni kalmadı.
Bunun da sorumlusu TC'nin elindeki ağabeyimdir. Bize mantıklı
ve amaçlı bir strateji göstermedi. Stratejiyi kendi yaşamı
üzerine kurdu. Artık, yavaş yavaş ağabeyimi dışlamanın zamanı
geldi.
* Aslında biz bunun gerekliliğini geç anladık.
Halkımız, onun, düşmanın eline geçtiği günün yıl dönümüne ilgi
göstermedi. Biz bunu iyi yorumlamadık. Halkımız, onu
onaylamadığını bize gösterdi ama biz bunu geç anladık.
* Suriye'deki bankada bulunan parasını parti tarafından
kullanılmasına izin vermemesi onun gerçek yüzünü de gösterdi.
Hala, serbest kalacağını ve bu parayı kullanacağını sanıyor.
Avukatları da ona, "Halkımızın umurunda değilsin. Herkes iş,
aş derdinde, kimse artık PKK'nın eskisi gibi olamayacağını
düşünüyor" demiyor. Herhalde hala ona "TC'nin tek gündemi
sensin" diyorlar.
* Ben de artık sanıyorum ki, ağabeyim, partinin
çökertilmesi için TC ve bazı uluslar arası güçler tarafından
kullanılıyor. Bizim artık buna izin vermememiz gerekiyor.
*
Parti olarak doğru bir strateji üretmediğimiz takdirde uzun
olmayan bir gelecekte dağılmamız mutlaktır. Strateji ne
olacaktır? Bunu ben de bilmiyorum. Oturup konuşacağız ve
doğruyu bulacağız. Yeter ki, parti olarak bir tek sese kulak
verelim iddialarında bulunmuştur.
|